Ana sayfa HABERLER SİYASET EKONOMİ DÜNYA TÜRKİYE İSTANBUL EĞİTİM SAĞLIK MAGAZİN SPOR
Başsavcı mazlum oluyor PDF Yazdır E-posta
SİZ sonuçta görevini yapan bir "Başsavcı" için, "Abdurrahman! Zararı öde" diye yakışıksız başlıklar atarsanız...

Siz, tek suçu bir "iddianame" hazırlamak olan "Başsavcı" için, "Laik oligarşinin adamı" diye nitelemelerde bulunursanız...

Siz, "iddianame hazırlamak" ile "ekonomik kriz çıkarmak" arasında sarsılmaz bir bağ kurup "Başsavcı"yı hedef tahtasına oturtursanız...

Siz, "Başsavcı"nın memleketi Şanlıurfa’daki köyünde adamın mahrem hayatına dalarak, ne denli "dinsiz imansız" ve köyüne sahip çıkmayan bir adam olduğunu kanıtlamaya kalkışırsanız...

Siz, hakkınızda "iddianame" hazırlayan "Başsavcı"nın, o makama sızdığını öne sürerseniz...

Siz, hakkınızda "iddianame" hazırlayan "Başsavcı" ile "Ergenekon Çetesi" arasında bağlantı olduğuna dair imalarda bulunursanız...

Siz, hedef haline getirdiğiniz "Başsavcı" için, "Apo ile hemşeri çıktılar" diye bel altı vuruş haberleri yaptırırsanız...

* * *

Şöyle bir şey olur:

O pek sevdiğiniz, her defasında sizi acayip kárlı çıkaran, oylarınızın artmasına yol açan...

"Mazlum" ve de "mağdur" imajınızı "Başsavcı"ya armağan etmiş olursunuz...

Bundan "Başsavcı" bir şey kazanmaz ama siz çok şey kaybedersiniz...

Kısacası...

Hem fena halde ayıp ediyorsunuz, hem de bindiğiniz dalı kesiyorsunuz...

Anlatılan senin hikayen

"HAVA kararmadan televizyon izlemek" ile "kaybeden olmak" arasında her daim bir illiyet bağı kurmama karşın...

Geçen gün, gündüz vakti, "Her kanalda iki dakika durma" prensibine dayalı "zap yapma" oyununa girişmiştim ki...

Star Televizyonu’nda "Dest-i İzdivaç" adlı programda kalakaldım...

"Manzara-i umumiye" şöyle bir şeydi:

İşini acayip benimsediği yaptığı şekerliklerden gayet iyi anlaşılan "sunucu kızımız", yakıcı bir "yuva kurma" arzusuyla programa katılan yaşını başını almış köylü bir "Hacı Amca"yı baş göz edebilmek için elinden geleni yapıyordu...

Hatta "Hacı Amca"ya, gayet münasip bir "kısmet" de çıkmıştı:

Kusursuz bir İstanbul Türkçesi ile konuşan, alımlı, sempatik ve pek mütevazı bir hanım, "Hacı Bey’in samimiyeti beni etkiledi" diyerek izdivaca yeşil ışık yakıyor, İstanbul’u bırakıp "Hacı Amca"nın köyüne gelin gitmeye razı olduğunun işaretini veriyordu.

Gelgelelim, her halinden "Hanımefendi"yi beğendiği anlaşılan ve "İkimiz bir dalda yuva kuralım" diye haykırmak için can atan "Hacı Amca"nın amansız bir sorunu vardı:

Hanımefendi’nin başı açıktı...

"Köy yerinde bana ne derler" diye kıvranan "Hacı Amca", bir umut "Acaba kapanır mı?" diye soruverdi...

"Hanımefendi" ise, herhangi bir laik hissiyat içine girmeksizin, "Olmaz... Ben böyle alıştım... Bu saatten sonra bu alışkanlığımı değiştiremem" diye cevap verdi.

"Çaresiz köy erkeği" gibi kıvranan "Hacı Amca" ise, kendine özgü şivesiyle, "Ben hacıyım, beş vakit namazımı kılarım... Köy yerinde bütün kadınlar kapalıdır... Bir tek benim hanım açık olacak... Bu olmaz" diyerek "köy baskısı"na boyun eğdi...

Ve işin tuhafı, programda hiç kimse bu durumu yadırgamadı bile!

Dünyanın en makul işi yapılıyormuş gibi, "Hacı Amca" için, "kapalı bir hanım" arayışına çıkma kararı alındı...

Ve başta "sunucu kızımız" olmak üzere stüdyodakiler "göbek atarak" alınan son kararı kutladılar...

Hemen hatırlatayım:

Göbek atanlar içinde "Hacı Amca" da vardı...

Güncel aforizmalar

Sandıkta yenemediği partinin başına gelen ya da gelecek belalara sevinen muhalefet partisi, şövalyelik ve centilmenlik sınavından çakmış sayılır...

"Don" üzerinden siyasal açıklama yapan bir siyasetçi, kendisinin terbiye durumuyla ilgili yazıp çizenlere kızıp sitem etmek yerine, çok yalın bir özürle durumu kurtarmayı tercih etmesini bilecek kadar medeni olmalıdır.

Bir partiye en son giren bir siyasetçi, o partinin başına gelen bir iş nedeniyle, bulduğu her fırsatta, partinin en ağababalarından bile daha sivri çıkışlar yaparsa yadırgama kaçınılmaz olur...

Herhangi bir siyasal gelişme üzerine, "Bu işin arkasında Masonlar var" diye yazılar yazan gazeteciye, "Yakın zamana kadar her işin arkasında Bilderberg arıyordun... Ne oldu Bilderberg’e?" diye sormak farzı ayin olur...

Bir cenaze töreninde sorulan sorulara yanıt vermemek yerine, "Ölüm tek gerçektir / Başsavcı da bunu bilsin" diye demeç vermek, bağlamı ne olursa olsun, dünyanın her yerinde "tuhaf bir açıklama" olarak algılanır.

Bir savcı için "Görevini yapan bir savcıya böyle saldırı olmaz" diyenler, görevini yapan başka bir savcının "meslekten men cezası" aldığını unutmamalıdırlar... (Bakınız: Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya).
 
< Önceki   Sonraki >
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kayıp Parola?
Üye Olun
» Erdoğan, Doğan'ın evinde!
» Ergenekon protesto edildi!
» Baptista'nın gelişi an meselesi!
» Dink cinayeti artık açık!
» Talabani PKK'yı kovdu!
» Talabani'den PKK'ya "çık git"
» Key ödemeleri başlıyor
» İsrail ayakta İran vuracak
» Paşalar sorguya alındı!
» Tarihe geçen tutuklama!
» Hürriyet'in Ergenekon yalanı
» Cenazesini belediye kaldırdı