ABD Başkanı Bush, Oval Ofis'te "PKK ortak düşmanımız" demiş. Yetmemiş, not defterine "PKK" yazıp, etrafını çizmiş. Üstelik, bu kadarla da kalmamış. İstihbarat desteği vaat etmiş, generallerine talimat vermiş. Ne mutlu bize. Bayram yapıyoruz...
Utanmasak, üzerine bir de zil takıp oynayacağız! Kötü bir çadır tiyatrosunun seyircileri gibiyiz. Acemi ve basit numaralarla oyalanıp, ellerimiz patlayana kadar alkışlıyoruz. Bush, ağzımıza bir parmak bal sürdü ya... Mutluluktan havalara uçuyoruz. Artık bize karada ölüm yok!
* * *
Türkiye, ABD ve Irak Merkezi Yönetimi ile işbirliği yaparak PKK'nın üzerine gidecekmiş. Terör örgütünün Irak'taki varlığı sona erdirilecekmiş...
Nasıl olacak bu? Var mı hayata geçirilme ihtimali? Ben gördüğüme inanırım. Daha iki gün önce yaşadıklarımız, bunun mümkün olmadığının en büyük delili. Örgüt tarafından kaçırılan 8 askerin teslimi sırasında içler acısı bir tablo ile karşı karşıya kaldık.
PKK, askerlerin teslim edileceğini önceden bildirdi. DTP'liler, Ankara'dan yola çıkıp Kuzey Irak'a gittiler. Askerlerimizin teslim edileceği yeri elleriyle koymuş gibi buldular. "PKK'lıların yerlerini bilmiyoruz" diyen istihbaratçı Kerim Sincari de oradaydı. Irak Milletvekili Mahmut Osman da fotoğraf karesindeki yerini almıştı. Kadınlı-erkekli PKK'lılar silahlarını kuşanıp gelmişlerdi. Teslim yeri önceden hazırlanmış, Abdullah Öcalan bayrakları ile donatılmıştı. Kuzey Irak'taki istihbarattan sorumlu Kerim Sincari, silahlı PKK mangasını denetledi. Sevgi ve muhabbetle ellerini teker teker sıktı. Kim bilir, belki de bu sırada onlara başarı bile diledi. Sonra zabıtlar imzalandı...
Bir tarafta Irak milletvekili Mahmut Osman vardı. Diğer yanda Dağlıca saldırısı emrini veren Yücel Halis yer alıyordu. Onlar teslim tutanağını imzalarken DTP'li Aysel Tuğluk ile Fatma Kurtulan da tanıklık yapıyordu. ABD'liler de bütün bu gelişmeleri yakından izliyordu. Askerler alındı.PKK'lılar inlerine geri döndüler. Kaçırılanlar geldi, kaçıranlar da ellerini kollarını sallaya salaya gitti. Belki de PKK'lıların arkasından el bile sallandı.
* * *
Oysa, söylenenlere bakılırsa ABD bizim yanımızdaydı. Irak yönetimi de daha yeni söz vermişti. Türkiye ile Irak Merkezi Yönetimi arasında bir protokol bile imzalanmıştı. Sözde, PKK'lıları yakalayıp, Türkiye'ye teslim edeceklerdi. Ama, onlar kameraların önünde silahlı PKK militanlarının ellerini sıktılar. Yakalayıp, Türkiye'ye teslim etme sözünü verdikleri teröristlerle zabıt imzaladılar.
ABD'liler sadece seyretti. En çok kanımıza dokunan da burnumuzun dibinde saklandıkları belli olan askerlerimizin yerlerini tespit edemememiz oldu. Bizim yerlerini bulamadığımız ve bir operasyonla kurtaramadığımız askerler, DTP'liler tarafından teslim alındı. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, "Askerlerimizin kurtulmuş olmalarından sevinç duyamadım" dedi. Nasıl sevinsin ki!.. Ya da nasıl sevinelim! Ortaya çıkan bu kahredici tablo karşısında sevinip bayram yapmak mümkün mü?
* * *
Bir yanda, ABD Başkanı Bush'un söyledikleri ve Türkiye'ye verilen sözler... Diğer tarafta fotoğraf karelerine yansıyan gerçekler... Yaşananlara boşuna "çadır tiyatrosu" adını vermedim.
Boşuna dememişler "tırnağın varsa başını kaşıyacaksın" diye. Aksi taktirde daha çoook çadır tiyatroları izleriz! |