Ana sayfa HABERLER SİYASET EKONOMİ DÜNYA TÜRKİYE İSTANBUL EĞİTİM SAĞLIK MAGAZİN SPOR
Sonu iyi gelsin PDF Yazdır E-posta
Türkiye'de bazı konulara değinmek cesaret ister. Bazı kişiler ise 'tabu' muamelesi görürler. Değinmek cesaret isteyen bir konuda 'tabu' muamelesi gören kişilerin adının geçmesi yeterince ürkütücüdür. Bunlara bir de 'bayrak' , 'ülke bütünlüğü', 'ulusal hedefler' gibi herkese ön ilikleten sloganları eklediğinizde, son günlerde tanığı olduğumuz olayın önemi daha iyi anlaşılabilir.

Soğuk Savaş yıllarında, ABD'nin başını çektiği ülkeler Komünizme karşı çektikleri duvarın arkasında kendilerini güvende hissetmenin yolu olarak, yeraltı örgütlenmesine sarılmışlardı. Herhangi bir biçimde iktidarın komünistlerin eline geçmesi durumunda kendiliğinden -ama yarı-militer bir hiyerarşi içerisinde- harekete geçecek hücreler organize edildi. O hücrelerin devletin değişik birimlerinde irtibatları, toplumsal tabanda uzantıları, kamuoyu oluşturmaya yarayan mesleklerde sempatizanları da vardı.

Bütün NATO ülkelerinde ve NATO için önemi bulunan NATO üyesi olmayan bazı Avrupa ülkelerinde...

Türkiye de o hücresel örgütlenmeyi çok uzun yıllar bağrında taşıdı. Türk siyasi tarihinin 1950 sonrası döneminde meydana gelen ve etkilerini bugüne kadar sürdüren neredeyse bütün kitle hareketleri o yapılanmayla bir biçimde ilintilidir. Hücreler uyandırıldıkları her dönemde harekete geçtiler ve kendilerinden beklenen görevleri gözlerini bile kırpmadan yerine getirdiler. Kimi kitlesel hareketlerdi bu yerine getirilen eylemlerin, kimi de siyasi suikastlar...

Bu yapılanmanın başarılı olduğunu Türkiye'nin komünizmin iktidara erişmesi 'tehlikesini' savuşturmasından biliyoruz. Kökü dışarıda olarak kurulmuş, içeride 'milliyetçi' görünen örgüt üyeleri o süreç içerisinde görevlerini hakkıyla yerine getirdiler. 1980 sonrasında, aynı örgüt, önce ASALA terörüne sonra da PKK'ya karşı kullanıldı. 12 Eylülcüler, kökü dışarıda örgütü bu yolla millileştirdiler.

Sorun da bundan sonra çıktı. Kendilerini devlet hizmetine vakfetmiş görüntüsü veren, daha da önemlisi buna kendilerini de inandıran hücreler, daha sonraları kendi hesaplarına çalışmaya başladılar. Soğuk Savaş'ı geride bırakmış dünyada, Avrupa'daki NATO örgütleri birer birer tasfiye edildikleri halde, buna direnen bir tek Türkiye'deki yapı oldu. Bunu da kendilerini 'özelleştirerek' başardılar.

Hiyerarşik düzen dışına çıkan her yarı-militer yapılanma kendi hiyerarşisini oluşturur. Türkiye'de yaşanan budur. Devlet dışına taşan resmen tasfiye edilmemiş yapı, kendi hiyerarşisini derhal oluşturabildiği için boşlukta kalmadı. Vaktiyle beynelmilel emellere hizmet ettiğini unutmasına da yaradı bu yeni gelişme. Yakın zamanlarda benimsenen 'ulusalcı' yeni söylem, belki de o karanlık tarihi unutturacak bir telâfi mekanizmasına da kavuşturdu hareketi... 'Dokunulmazlık' görüntüsü kendiliğinden edinilmiş değildir bu tür oluşumlar için; geçmişle kurulabilen irtibat buna imkân sağlar.

'Ulusalcı' yapılanma için geçmiş iki yönlü işe yarar: İstendiği zaman geçmişin 'beynelmilelci' yönü yeni oluşum tarafından rahatlıkla inkâr edilebilir; ancak aynı geçmiş yeni oluşumun 'dokunulmaz' görüntüsüne bürünmesini de sağlar.

Bu görüntü şu sıralarda yaşanan gelişmelerde bozuldu. Devlet ilk kez kendi derinliklerini soruşturma cesareti gösteriyor. Soruşturmanın sonucu ne olursa olsun, kendisini 'dokunulmaz' gibi göstermeyi başaranlar açısından durum bundan sonra çok farklı olacaktır.

Eskiden bazı konulara girmek, bazı 'tabu' kişiliklerle uğraşmak, bazı sloganların üzerine gitmek cesaret isterdi; böyle bir cesaret ürkütücüydü. Bu son gelişme görüntüyü tersine çevirdi: Hiç ilgileri olmadığı halde devlete ait yetkileri kullanmaya kalkışanlar korkacaklardır bundan sonra...

Umarım, sonu da iyi gelir.
 
< Önceki   Sonraki >
İngilizce
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kayıp Parola?
Üye Olun
» Doğa Rutkay'ı çıldırtan hata
» Ümit Milliler yarı finalde!
» "3 karı" suç değilmiş!
» Bu Kemal Sunal şaşırttı
» Ladin'in şoförüne 5 yıl!
» İbrahim Tatlıses gözaltında!
» Tarkan sahneye poşuyla çıktı
» "3 karı" suç değilmiş!
» Ümit Milliler yarı finalde!
» Ladin'in şoförüne 5 yıl!
» Bu Kemal Sunal şaşırttı
» Doğa Rutkay'ı çıldırtan hata