|
İstanbul'da suç artışına çözüm aranıyor |
|
|
|
İstanbul Valisi Muammer Güler ve Emniyet Müdürü Celalattin Cerrah dünya kentleri arasında en güvenlikli şehrin İstanbul olduğunu açıkladı. 1990'lı yıllarda suç oranının arttığı New York bu sorunu son 10 yıl içinde çözdü. İstanbul'da ise 2006 yılı suç istatisliğine göre suç oranlarında hızlı bir artış gözüküyor.

Gasp, kapkaç ve hırsızlık başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerdeki insanların yaşamlarını altüst etmeye devam ediyor. Hiçbir dönem olmadığı kadar üst düzeyde yaşanan asayiş problemleri, seçim vaatleri arasına bile girdi.
Yöneticiler, her ne kadar İstanbul'un dünya kentleri arasında en güvenilir metropol olduğunu iddia etseler de 2006 yılı suç istatistikleri durumun böyle olmadığını gösteriyor.
Asayiş Şube Müdürlüğü'nün 2006 yılı verilerine göre, İstanbul'da geçen sene 38 bin hırsızlık olayı meydana geldi. Bunların sadece 2 bin 875'inde suçlular yakalandı. 48 bin hırsızlık ise faili meçhul kaldı. Gasp ve kapkaçta da sorun farklı değil. Yine geçen yıl 16 bin 852 kişi gasp ve kapkaç mağduru oldu.
Polis ise bunlardan sadece 3 bin 73'ünü sonuçlandırabildi. Halen işlenmiş 13 bin 779 suç dosyasının mağdurları var, suçluları yok.
Asayiş Şubesi'nin bu rakamları gösteriyor ki, suçlular İstanbul'da yaşayanların can ve mal güvenliklerini tehdit etmeye devam ediyor. Yöneticiler İstanbul'un güvenli bir şehir olduğunu kanıtlamak için hep New York ve Londra ile karşılaştırdılar. Gerçekten bir zamanlar suç şehri olarak anılan New York, bu özelliğini hala koruyor mu? Yoksa herşey değişti mi?
1990'lı yılların başında New York'ta toplam 430 bin adi suç işleniyordu. Bunların 100 bini cinayetti. Bu rakam birçok ülkenin suç oranlarından fazlaydı. Fakat ABD bunu çözdü. New York'ta şimdi yılda 500 ile 600 arasında cinayet işleniyor. Yılda 130 bin çalıntı araba sayısı ise 20 bine düştü. Geçen sene İstanbul'da 45 bin 997 araba çalındı veya soyuldu. Bunların bin 851'i aydınlatıldı. New York'ta son 10 yılda suç oranında çarpıcı bir gerileme oldu.
Eski New York Emniyet Müdür Yardımcısı ve Suç ve Adalet Üniversitesi Rektörü Dr. Jeremy Travis, 1980'li yıllarda New York'taki suçu nasıl önlediklerini CNN TÜRK'e anlattı.
Travis, "Biz geliştirdiğimiz üç sistemle bu sorunu aştık. Bunların başında polis suçla mücadelede daha kararlı olmalı, problemleri çözme yeteneğini geliştirmeli, kendinden emin kararlı olmasıdır. Her husus için ayrı ayrı analizler yaparak çözüm üretmelidir. Örneğin hırsızlık nerede, nasıl ve hangi yöntemle işlendiği iyi analiz edilerek ona göre polisiye tedbirlerin üretilmesi gerekir" dedi.
Kriminal Adalet Okulu Öğretim Görevlisi Edmund McGarrell de, "New York'ta polis istihbarat ekiplerini sokağa indirdi. Suçluların ayrımını yaptı. Bir bireyin karıştığı bir suç mu, yoksa bir çete işi mi? Bunu sorguladı. Ve buna yönelik stratejiler geliştirdi. Bu yöntem, ABD'nin diğer eyaletlerinde de uygulandı ve başarıya ulaştı. Bu sorun merkezli bir çözüm örneği. Suçun sebebine belli bir sürede inmeyi hedefleyen ve sonrasında bir stratejinin oluşturulduğu bir sistem" ifadesini kullandı.
New York şimdi en güvenilir şehirler arasında. Londra'da ise sokaklara yerleştirilen kameralar suçu azaltmamış. Ama bu kameralar polisin bir numaralı "kanıt toplayan göz"leri oldu.
Kriminalist Nick Ross kamerelar için, "Suçu azaltmadı. Ancak kameralar suçun oluşmasından sonra polislere zanlıları yakalamasında büyük kolaylık sağladı. Polis kameraların çektiği görüntüyü delil olarak mahkemelere sunmaya başladığında mahkumiyetler arttı. Bu da suçluların kısa sürede cezaevinden çıkmasını engelledi" diye konuştu.
Polis suçla mücadelede zayıf kalıyor. Geçici önlemlerle suçun zayıflatılacağına inanılıyor. Oysa suçun başkentlerinde görev yapmış uzmanlar, suçla mücadele için önce analiz gerektiğini, buradan yeni çözümler üretilmesi ve sonra da mücadele olması gerektiğini belirtiyorlar. |