Bu filmi daha önce kaç kez gördük?DTP hakkında kapatma davası açılması sürpriz olmadı. PKK’nın uzantısı olarak adlandırıldıkları Demokratik Toplum Partisi; taraflarına karşı başlatılmış linç kampanyasından nasibini en demokratik(!) biçimde böyle aldı. DEP de böyleydi nitekim HADEP de. On yıllardır bölge halkı için çalışmayanlar, bölge halkı “
kendi kendine” insan olmaya çalıştığı, meclise yeniden girebildiği an, tehlike potansiyeline sahip olduklarını düşünüp harekete geçiyor. Kendinden olmayanı; yık-parçala-yok et! Ama ayırdına varılamayan çok mühim bir nokta var ki nedense hep atlanıyor, görmezden geliniyor, ben de bunu merak ediyorum?
DTP’nin vekilleri gökten düşen masal enstantenesi elmalar değil, öyle ya. Diyarbakır, Batman, Şırnak gibi resimde hep önemsenen ama iş başa düşünce kaçınılan memleketlerimizin insanları onlar. “
Baba beni okula gönder”lerin olmadığı zamanlarda yatırımsız çoraklardan hukuk fakültelerini bitiren gençler, yükseklerden ovalara gelip söz sahibi olunca canlar sıkılıyor nedense. Onların bindiği makam araçları ve kullandıkları pahalı çantalar sorgulanıyor. Kendini bu durumdan çok rahatsız hisseden kaç TC vatandaşı gidip kurakları gördü hep merak ederim. İnsan bildiği konuda yorum yaparken neyin hesabı ve kavgası bu? Plazalarda yaşayıp evlere servis ettiriyorken hiçbir batılı çıkıp da doğu için ahkam kesmesin, gülerler adama. Yıllar yılı akan kanın durdurulması için güncellenmiş bir fırsat tanınıyorken DTP’nin kapatılması bu şansın yok olması demek.
Sorunlara, konuşarak ve yazışarak çözüm üretilmeli; zira “
önümüze gelene bir tekme” zihniyeti 1970’lerde kaldı. Farklı ses ve renklere hiçbir zaman tahammülü olmayan faşizan oluşumlar, bugün, bu hareket karşısında “defolsun, gitsinler” diyebilecek O.S. ruhlarına sahip. Aynı sığ duruşun bir başka görüşü olan güruh da “
dinci gençler, ekşi sözlüğü ele geçirin!” diyebilecek kadar sakil.
DTP hakkındaki davaya Adalet Bakanı’nın yaklaşımı, yine kaçırılan askerler konusundaki kadar şaırtıcı. Askerlerin teslim edilmesine sevinemeyen Mehmet Ali Şahin, bu kez de DTP’nin kapatılma olasılığına sevinemiyor. Şahin, hep üzgün. Cuntacı paşalar bile yazlıklarında rakıyı fazla kaçırmış gibi “
Kürtçe” konusunda ağız değiştiriyorken Adalet Bakanı’nın duruşu da aslında iddialı bulunmamalı. En azından bıyıkları itibarıyla AKP’li bulmadığım sayın Şahin, hangi taraftasınız doğrusu merak içindeyim?..
“
Düşünmenin taraf olduğu” gerçeğiyle yola çıkan Taraf gazetesi de artık aramızda. Ancak Dağlıca baskınının acizliğini iyi sorgulayan Ahmet Altan kendisine de “
1 Ytl’ye gazete satmak olur mu?” sorusunu yöneltmeli. Hedef kitlesi belli olan gazeteyi şu durumda Cihangir tayfasından başka kimse okuyamayacak. Yazık.
Önümüzdeki süreçte DTP’yi değil ama Türkiye’yi yoğun ve karmaşık günler bekliyor. DTP’nin bir ay içinde savunmasını vermesi ve davanın da 1-3 yıl içinde sonuçlanması gerekiyor. Başbakan Erdoğan ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir’in yerel seçimler konusunda zıtlaşmalarının maksimuma ulaşması ve akabinde, yerel seçimler öncesinde DTP’ye bu davanın açılmasıyla “
kale”lerin Diyarbakır’la kalmayıp pek çok kente taşınması hatta “
inattan kaleler”in inşa edilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu haberin okunma sayısı: 977 |
E-posta