Osho’nun “Farkındalık”ını okurken ve sadece iş sonrası eve kapanmışken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım sevgili okur. Yani bu demek oluyor ki; geciken yazı için özür diliyorum. Kabalacıların dingin asaleti öyle huzura eriştirdi ki dış dünyanın akışını kendi haline bıraktım..
Sizlere, geride kalan haftadan önce “Ajda bizi discoya götür!” ardından da “Sezen bizi meyhaneye götür!” gecelerinden, Sezen’le aynı güne denk gelen santralistanbul’daki Uluslararası İstanbul Bienali’nin açılış gecesinden sükunet ve huzur içinde sanat dolu seslenmek isterdim ama olmadı. Bedensel hazların peşinde sürüklenirken ruhlarımızın içerisinde beyinlerimizin düşünme yetisini de kaybeder miyiz acaba diye düşündük bir an, eyvah! Ya tutarsa diye! ama olmadı..pek sanatsal bir o kadar da politiktik!..
Yani demem odur ki sevgili okur; balık-rakı-roka da yaparım, politika da! Ayrıca Tophane’de nargile içmekten daha keyifli aktiviteler var şu hayatta..
Pazartesi gerginliği bu kez işlerden olmadı. Hangi insan evladı bana yatak odamı, ailemi, sosyal davranışlarımı sorabilir, sorgulayabilirdi?
Gazetecilik yapıyor olmamızın, kimlerle nasıl sevişiyor olduğumuzla ne gibi bir ilgisi vardı?
Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırma Genel Müdürlüğü’nün “Medya Profesyonellerinin Aile Algısı ve Değerleri Araştırması”, bir ön mimlemedir! Açık yaşayan gazetecilerin haricinde, bilmedikleri, tahminde bulundukları fakat emin olamadıkları gazetecilerin sosyal ve seksüel yaşamlarını öğrenerek sınır dışı etmenin yollarını taratmaktır kısaca! Zira Ayşe Arman’ın ön sevişmelerini okuyabiliyorken, Sevim Gözay’ın internet aşkının dışında pek bir şeyi bilinmemektedir. Oray Eğin, ilişkide şiddet sever mi ya da Serdar Turgut’un eşi hep mi evde bekler ve Turgut’tan sonra gelemez. Keza ben evlenmeyi düşünmüyorken, bu, hiç mi sevişme-meliyim anlamını mı taşımaktadır?
Aynı garip merakın eseri bu isteğin daha doğrusu adı anket olanın üniversiteyi bitirmek için tez hazırlayan öğrenciler tarafından Başbakanlık binasında yapıldığını düşünelim. Olamaz mı? Medya profesyonellerinin merak edildiği kadar başbakanlık çalışanları da, ilk elden yönetim kademesinde bulunanların da ne gibi özellikler taşıdıkları merak edilebilir pek tabii. Başbakan, özel kalemi, müsteşarlar, diplomatlar, bürokratlar... Çok merak ediyorum hangi pozisyonu seviyorlar?
Sonra tutturmuşlar bir düdük çalıyor duruyorlar? Türk aile yapısı ne demek? Hangi ahlak değerleri? Örf ve gelenekler ne? Bir baba golfteyken, diğeri kıraathanede tavla oynar. Bir anne, eşinden ayrıldıktan sonra başka bir erkekle flört edebilirken başka bir anne geçemez köyün en son çitini? Bu insanlar nerede yaşıyor, hangi değer yargıları?
Anayasada insanlara inançlarının sorulamayacağı ve inançları nedeniyle değerlendirilemeyeceği yazılıyor ama bunu yalanlayan bir anket gönderiliyor medya merkezlerine bugün! Bu nedir?
Bu, aşağılamanın ta kendisidir! Bu, kendilerinden olmayan insanları ayırmaya çalışmaktır! Bu, insan hakkı ihlalidir!
Bugün bize, yarın size, daha durun öylece!..
Anayasa çalışmaları da sona ermişken görün bakın daha neler olacak?
Biz demedik mi her şey yavaş yavaş diye.. (Hatırlamayanlar Erdal Şafak’ın “Bir Fas Öyküsü” yazısını yeniden okuyabilirler.)
Abdullah Gül’ün onaylayacağı yeni anayasanın içinde ne leziz değişiklikler olacak bir bilseniz. Kaldı ki, cumhurbaşkanının yetkileri daraltılsa ne olur? Biri yazar, biri onaylar, körler sağırlar birbirini ağırlar, köşe başları da çoktan tutulmuştur.
Abdullah Gül’ün 1995 yılında AB ile ilgili söylediklerini önce bir izleyin ardından da bugün ağzından çıkanları bir kez düşünün. Böylesi hızlı bir değişim önümüzdeki 5 yıl içinde fiilen bekliyor olacak-kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayan her bireyi..
Buyurun;
http://www.yorumcuyuz.net/forum/index.php/topic,26594.msg184268.htm
Ve son olarak;
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta karalamaya çalıştığı gazetecilere yönelik söylediği “hepsi CHP’li bunların!” lafını yutmuyor, buradan da bas bas bağırıyorum; ben değilim! Ama, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, yürütülen yeni Anayasa hazırlıklarıyla ilgili olarak söylediği, ''Hükümetler değişince bir seçimden sonra anayasa değişmez. Anayasalar temel belgelerdir. Anayasa değişikliği genelde, rejim değişikliği anlamına gelir'' sözünü de en az ben kadar CHP’li olmayan herkesin beynine kazımasını diliyorum!
Anketi yanıtlamadım ama merak edenler için söyleyebilirim; Ben ön sevişiyorum!
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|