Ana sayfa HABERLER SİYASET EKONOMİ DÜNYA TÜRKİYE İSTANBUL EĞİTİM SAĞLIK MAGAZİN SPOR
Sana kimse inanmaz yada inanmamalıdır!!! PDF Yazdır E-posta
Arazi rantında maalesef Anap’lı Belediyelerce halen yapılmaktadır.


Siz nasıl rant elde edildiğini merak ediyorsanız yada bilmediğinizi düşünerek söylüyorum Anap’lı belediyelerin nerede nasıl arazi rantı sağladığını ve nasıl insan haklarını ihlal ettiğini öğrenmek istiyorsanız Türk İşi Mortgate kitabını okuyun.

Okumak ile de kalmayın, eğer TBMM’de sözünüzde ciddi ve samimi iseniz!!

Sözlerinizde Hırant’ın öldürülmesine kamuoyunun tepki göstermesi kadar Urfa’da gündeliği 3-5 Lira karşılığı herhangi bir sosyal güvenceden yoksun olarak çalışana tepki göstermediğini söyleyerek sizce bunun önemli olduğunu söylüyorsunuz. Haklısınız. Utanılacak bir durum.. Ama utanılacak bir durum da ben size söyleyeyim Anap’lı belediyeler 775 sayılı yasaya göre fakir ve dar gelirlileri ev sahibi yapacak yasa öyle bir talanda kullanılmış ki ve de bu halen devam etmektedir, yolsuzluğun abidesi olarak Anap’lı belediyeler ve başkanları gözümüzün önünde durmaktadır. Bu sözlerimin hepsinin belgeleri vardır.

Vahşet ve zulüm ile nasıl kanla sulanan ve şehit verilen bu topraklar nasıl peşkeş çekilmiş görmeden ve kendi içinizi temizlemeden konuşmayın. Bağırsaklarınız sindirilemeyecek kadar yolsuzluk pisliği ile doludur.

Hadi sizin zamanınızda bu yolsuzluklar olmadı diyelim. Ki doğrudur. Ama halen bu yolsuzluk abideleri sizin partinizin süsü gibi durmaktadır. Bu nedenle bana göre boş konuşuyorsunuz. İhaneti size bir başka şekilde örnek vermek isterim Anap’lı Büyükçekmece Belediyesi tarafından 180 villa Alkent 2000 villaları içinde Milli Savunma Bakanlığının ki; bir hava saldırısında uçaksavar mevzisi olacak yerlerde durmaktadır. Sizin partinizden olan belediye bu ülkenin harp mevzilerini işgal edilmesine göz yummuşlardır. Bu gerçeği de görünüz.

Haram yiyene kızıyorsunuz ben de kızıyorum ama en çok haram yiyen kişilerin kim sizin partinizden de olduğunu görün ve onlara da bir kelime söyleyin ki bizde bütün haram yiyenlere karşı sözlerinizin ciddi olduğuna inanalım.

775 sayılı yasaya göre sizin partinizden olan belediyeler Jet-Pa, Metro, İhlas ve ne belli olmayan şaibeli kişilere yasaya tamamen aykırı olarak arazileri peşkeş çektiği gerçeği dururken buna bir sözünüz de olması gerektiğini düşünüyorum.

TBMM’ne gelecek olan Mortgate yasasını eleştirirken bu yasa taslağından binlerce kat iyi ve de halen yürürlükte olan 775 Sayılı yasayı size hatırlatıyorum. Bu yasa fakir ve dar gelirlileri ev sahibi yapmak için çıkarılmış ve belki de fakirin vergiden muaf tutulduğu ender yasalardan biridir. Siz bu yasanın varlığından habersizseniz lütfen fakirlere karşı bir şey söylemeyin. Aldatmayın. Samimi iseniz bu yasanın varlığından ve dar gelirlilerin 20 yıl vadeli faizsiz kredi alabileceğini de bilmeniz lazım.

Sizin partinin önderliğini yaptığı yolsuzluk ve insan hakları ihlalinden şimdiki partilerde büyük bir hızla yol almaktadır. Bu da ayrı bir gerçektir.

Sayın Mumcu, umarım bu yolsuzlukların üstüne önce sizin kendi parti içinden başlarsınız.. Sizin samimi olduğunuzu düşünüyor ve bu yazıyı kaleme alıyorum. Diyorum ki size 110 bin konut bu yasaya göre yapılmış ve hak sahibi olması gereken fakir ve dar gelirlilere verilmeyerek Anap dönemimde peşkeş  çekilmiştir. Bu yasayı okur iseniz ha sahibi değil ise hiçbir hükme yani mahkeme kararı olmaksızın geri alınması gerekmektedir.

Bu konutlar ise bellidir, hatta Hamza Çebi TBMM’de konuşmuş ve tutanaklara geçmiştir. DDK’nun raporları açıktır. Bu yolsuzluk ve insan hakları ihlali şu ana TOKİ ile devam etmektedir. Mortgate yasası ile de bu yolsuzluktan daha fazla nemalanılması için çalışılmaktadır. Belki de bu ülkenin ve sizin yüreğinizi sızlattığını söylediğinizi Urfa’daki insanlarımız gibi yurdumuzun her yerindeki fakir ve dar gelirlilerin hakkını korumayı ve dertlerini dile getirmeyi sadece popülist politikanın gereği olarak değil de Anap’a yeni bir yüz ve misyon kazandırmak için söylüyorsunuzdur. Bunu sizin kendi partinizden yolsuzluk abidesi olanların hakkından geldiğinizde anlayacağız.

O zaman size inanacağız, o zaman sizin yalan söylemediğinizi anlayacağız.

Mortgate yasası dar gelirliye değil sermayeye hizmet etmek için çıkarılan ve sizin de TBMM’de söylediğiniz gibi dar gelirliyi modern köle haline getirme ve uluslararası finans kurumlarına peşkeş çekmekten başka şey değildir.

Pekala biliyorsunuz ki; Ataköy, Bahçeşehir, Ataşehir gibi yerler dar gelirlileri ev sahibi yapmak için yapılmıştır. Siz de çarpık kentleşmeden bahsederken bunu lütfen göz önünde bulundurun. Ve sakın bunu bilmiyordum demeyin hatta 775 sayılı yasadan haberim yoktu demeyin bu çok daha ayıptır. Günahtır.

Eğer gerçekten bu yasadan haberim yok derseniz o zaman size şunu da hatırlatmak isterim, bizzat ben CHP, ANAP, MHP, SADET, AKP, DYP, İP, BCP’ne ve hemen hemen bütün milletvekillerine mail ile bu konuyu dile getirdim.

TBMM Başkanlığına, Dilekçe Verme Komisyonuna, İnsan Hakları Komisyonuna, Valiliğe, Bakanlıklara sayısız müracaatta bulundum ama sonuç yok.

Ayrıca 775 sayılı yasa zaten 1966 yılından beri yürürlüktedir. Bira başka deyişle TBMM’de 1966 yılından beri gerek iktidarda gerekse de muhalefette olan bütün vekiller vebal altındadır ki; bu durum sonucunda Ata’nın dediği gaflet, delalet ve hatta hıyanet vaki olmuştur.

Şimdi size düşen görev eğer samimi iseniz Türk Milletinden özür dileyiniz.

Eğer samimi iseniz yolsuzluğun önüne geçiniz.

Samimi iseniz 775 sayılı yasaya göre fakir ve dar gelirlilerin soyulmasına ve en insani ihtiyacı olan bir ev sahibi olmasına dair ki bu yasal hakkıdır bir kelime söyleyiniz.

Yada popülist söylevlerden vaz geçiniz. 

Av.Hanefi Altaş’ın kaleminden bu konu ile ilgili yazsını burada anlak isterim; 

Bu yılın Nisan ayında Togan Yayıncılık tarafından basılan “Türk İşi Mortgage” adlı kitap, tamamen emekli binbaşı Zeki Bingöl’un yaptığı soruşturma sırasında topladığı bilgi ve belgelerden oluşturulmuş. Kitap Türkiye’deki kirlenmişliğin ve çürümüşlüğün yalnızca bir Kanun uygulaması çerçevesinde çekilmiş röntgenidir. Ama aynı zamanda bu çirkefe bulaşmayan hiçbir devlet kurumu kalmamış olduğunun da resmidir. Yerel yönetimlerden devletin tepesine, muhtarlardan başbakanlara ve bakanlara, gazetecilerden hakimlere ve avukatlara, emlak bürolarından holdinglere, Jandarma karakol çavuşlarından generallere kadar uzayan bir rant ve çıkar zincirinin açığa çıkarılmasıdır. Ve ne yazık ki ülkemizde tuzun bile koktuğunun acıklı öyküsüdür.  

Şimdi yazarının izniyle Kitaptan, konunun özeti niteliğindeki bir bölümü sunuyoruz:  

“Ülkemizde sık ama acı çığlıklarla yaşanan gecekondu yıkımlarını hepimiz biliriz. Basında bunlar yer alır ve okurken veya seyrederken hepimizin yüreği burkulur.  
Bir yandan bu insanlara da kızarız.  
Hepimizin hakkı olan topraklara böyle sahiplenmelerine içerleriz. Çünkü bu topraklar kanla sulanarak bize emanet edilmiş ve biz de bizden sonraki nesle teslim edeceğiz. Zaten hala bu topraklar için canlar verilmekte değil mi?  
Bir memur emekli sandığından, işçi Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan, küçük esnaf Bağkur’dan emekli olunca bir ev parası dahi yapmayan ikramiye veya kıdem tazminatı alınca geçen otuz yılına nasıl bakar? 

Peki ya köyünden barkından göç edenler?  
Öyle birden karşısına polis jandarma eşiğinde dev iş makinelerini yuvam dediği dört duvardan ibaret damlarını yıkmak için geldiklerinde neler hissederler?  
Feryat figan.. 

Hikayemiz 1966 yılında başlıyor. 775 Sayılı Gecekondu Yasası TBMM tarafından 20.07.1966 tarihinde kabul edilmiş, 30.07.1966 tarihinde 12362 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği Bakanlar kurulunca yürütüleceği hükme bağlanmıştır.  
Peki bu yasa neyi emrediyor?  
Fakir ve gecekonduda yaşayanları ev sahibi yapmayı amaçlıyor.  
Nasıl mı?  
Yasa diyor ki; Belediyeler kendi bölgelerinde eğer gecekondulaşma varsa, hazineden, vakıflardan, özel şahıslardan yasaya uygun temin ettikleri arazileri bakanlığın onaylamasıyla beraber gecekondu önleme bölgesi ilan edecek. Bu arsaları ise yasanın 4 üncü maddesine göre temin edecektir.
 

Madde 4 - Gecekonduların ıslah, tasfiye ve önleme bölgeleri içinde bulunan binalı ve binasız vakıf taşınmaz mallardan 3 üncü maddenin ikinci fıkrası kapsamı dışında kalanları, bu kanunda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere, aşağıdaki şartlarla ve genel hükümlere göre bedeli ödenmek suretiyle ilgili belediyelerin mülkiyetine geçer. 

Yine aynı yasa gereği Emlak bankasında fon hesabı açılacak ve burada biriken paralarla alt yapısı yapılacak, bütün devlet teşkilatları bu evlerin yapımında bedelsiz olarak, özel kuruluş ve kişilerden istekli olanlar da yardımcı olacak ve yüz metre kareden büyük olmayan sosyal konutlar yapılacaktı.  
Madde 12 - Bu Kanundaki hizmetlerin yürütülebilmesi için aşağıdaki kaynaklardan sağlanacak gelirler, Türkiye Emlak Kredi Bankasında, ilgili belediyeler adına açılacak özel hesaplarda toplanarak birer fon teşkil edilir: 

Bu konutlar ise yasanın emrettiği fakir ve dar gelirlilere verilecekti. Yasanın yönetmeliği ise fakir ve dar gelirlilerin nasıl tespit edileceğini izah ediyordu. Yasanın ilgili maddesinde:  
Madde 25 - Her ne sebeple olursa olsun, bu kanun hükümlerince arsa tahsis edilecek kimselerin, yoksul veya dar gelirli olması, kendisinin veya eşinin veya ergin olmıyan çocuğunun herhangi bir belediye sınırı içinde ev yapmaya müsait arsaya veya her hangi bir yerde bir ev veya apartmanın ayrı bir dairesine karşılık olan payına sahip bulunmaması şarttır.  
Kimlerin yoksul ve dar gelirli sayılacağı, kendisine arsa tahsis edileceklerin öncelik sırası ve yukarda sözü geçen diğer hususların esasları yönetmelikte belirtilir.” Denilmektedir.

Öyle ki yasanın emrettiği kişilerin dışındakilere tahsis yapılarak suiistimal olursa herhangi bir mahkeme kararına lüzum kalmaksızın arazinin ve taşınmazın geri alınacağını hükme bağlamıştı: 

Madde 27: Bu şartlara uymıyanlardan, bu kanuna göre tahsis edilmiş veya edilecek taşınmaz mallar hiçbir hüküm alınmasına lüzum kalınmaksızın geri alınır

Yani TBMM 1966 yılında sosyal hukuk devleti olarak fakir ve dar gelirli vatandaşlarını ev sahibi yapmayı amaçlamıştı.Büyük bir atılımdı.  
Bir de yasayı çıkaran meclis, yasa çerçevesinde alınan araziler amacına uygun kullanılmaz ise ve suiistimal edilirse diye çok katı önlemler almıştı: 

Madde 11 - Belediyeler, bu kanunda yazılı amaçlara tahsis edilmek üzere devraldıkları arazi ve arsaları bu amaçlar dışında tasarruf edemezler. 

Yani araziler başka amaçla kullanılamazdı.  
Başka yasaların bu yasaya aykırı maddeleri uygulanamazdı. Yani bu yasaya göre belediyelerin tasarrufuna geçen araziler hiçbir şekilde başka amaçla kullanılamazdı:  
Madde 40 - Bu kanun gereğince yapılan kamulaştırmalarda 6830 sayılı İstimlak Kanununun 23 üncü maddesi uygulanmaz.  
Madde 41 - Bu kanunun uygulanması gereken yerlerde, diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.

Hatta konut yapılamayacak yerler var ise buralar sosyal amaçlı alışveriş yeri, sinema gibi yerler yapılacak ve elde edilen gelir yine bankadaki fona aktarılacak ve yasanın amacına uygun olarak değerlendirilecekti:  
Madde 8 - Bu kanun gereğince belediyelere devrolunan arazi ve arsalardan, şehir ve kasabaların ticari, İktisadi, sınai faaliyet merkezlerinde veya kesif iş bölgelerinde bulunan, bu ve sair sebeplerle alımsatım değerleri yüksek veya imar planlarına göre belirli bir kamu hizmetine ayrılmamış olan veya ucuz konut yaptırılması uygun görülmeyenler, belediye meclisi kararı ve İmar ve İskan Bakanlığının tasvibi halinde, belediyelerce, karşılığı bu kanunda belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere 12 nci madde ile kurulan fon hesabına yatırılmak şartiyle ve yönetmelik esaslarına göre kiraya verilebilir veya satılabilir veya başka şekil ve surette kıymetlendirilebilir.

Ülkede sosyal adalet sağlanacaktı.  
Yasa bu günlerde Mortgage diye bilinen ve insanları ev sahibi yapmayı amaçlayan sistemden çok daha iyiydi.  
Hatta bu yasa ev sahibi olanların evlerini, o evde doğacak çocukların da geleceklerini garantiye almak için devir, satış, haciz gibi durumlara yirmi yıl müsaade edilmeyeceğini hükme bağlamıştı: 

Madde 34 - (Değişik fıkra: 02/03/1988-3414/4 md.) Bu Kanun hükümlerine göre belediyelerce tahsis olunan arsalar, yapılar ve bu arsalar üzerinde yapılan bina ile meydana gelen taşınmaz mallar, tahsis tarihinden itibaren 10 yıl süre içinde:  
a) Devir ve temlik olunamaz.   
b) Rehin, ve diğer ayni haklarla takyidedilemez.   
c) Satış va'di sözleşmesine konu teşkil edemez.  
d) Taksim ve satış suretiyle şüyuun giderilmesi talebine konu olamaz.  
e) Haczedilemez ve işgal olunamaz. 

Bir de hak sahibi olmayan yani fakir ve dar gelirli olmayıp da bu yasaya göre alınan arazi veya konut edinen olursa hapis cezası getirilmişti: 

Madde 37 - Bu kanun hükümlerinden faydalanmak amaciyle yalan beyanda bulunan veya hakikate aykırı beyanname verenler ile bu kanunun yayımından sonra belediye sınırları içinde veya dışında belediyelere, Hazineye, özel idarelere veya katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalar üzerinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde izinsiz yapı yapanlar, yaptıranlar, bu gibi yapıları satanlar, bağışlıyanlar, rehin edenler veya diğer şekillerde devredenler ve bilerek devir ve satın alanlar, fiilen ağırlık derecesine göre 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve 500 liradan 1000 liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar. Bu suçların tekerrürü halinde cezalar bir misli artırılabilir.  

Bu araziler Tapu dairesinde şerhli idi ve devlet tarafından takibi yapılıyordu.  
Gerçekten yapılmış mıydı?  
Tabii ki, hayır!  
Atatürk ne demişti:  
  
“Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”  
  
Evet, maalesef ülkemizde bu yasaya göre belediyelerin tasarrufuna geçen araziler talan edilmişti. İnsanlarımız arasında sosyal ve maddi bakımdan uçurumlar meydana gelmiş ve haksız kazançlar, rant cinayetlere, çatışmalara sebep olmuştu. Geçim derdine düşen halkımız yolsuzluğun meydana getirdiği yoksulluk batağında çırpınır duruma düşmüştü. Tabii ki cezaevleri dolup taşarak Bayrampaşa gibi ucubeler meydana gelecekti, Maliye depremzedelerin prefabrik evlerini dahi satarak gelir sağlanmaya çalışırken Etiler de bu yasaya uygun olarak gecekondu önleme bölgeleri ilan edilmiş olabilir miydi ve bilin bakalım kimlere tahsis edilmişti?  
Kitabımızda arazi tahsisi yapılan herkesin yasayı bilerek ihlal ettiğini kesinlikle söylemiyoruz. Belki onlar da kandırıldılar. Ama acı olan gerçek; bu yasaya aykırılık o kadar çok ki, eski İç İşleri bakanı Saadettin Tantan “üç yüz milyar doları bulur” diye iyi niyetli tahminde bulunmuştu.  
Gençlik ülkenin bu sorununa mutlaka sahip çıkmalı. Çalınan, onların gelecekleri de değil, artık çocuklarının geleceğidir.  
Yönetmelikte ise kanunun nasıl uygulanacağı yazıyor, nasıl bir ev, nasıl arazi tahsisi yapılır. Yönetmelik incelendiğinde maalesef ne kadar büyük biryolsuzluk yapıldığı anlaşılıyor. Bu öyle bir soygundur ki Anayasa Mahkemesine bu yasanın maddelerinin değişmesi yönünde dava konusu olmuştu. Hangi maddesi mi? Tabi ki 40, 21inci maddeleri.  
Ama mahkeme üyeleri oy çokluğu ile bu talebi reddetmişlerdi. Kararın tam metni kitabın sonundadır. Peki bu maddenin iptaline konu olan arazi neresiydi? Neden buna gerek duyulmuştu? O araziyi araştırınca anlaşılırdı belki de.  
Cumhuriyetin karşılaştığı en büyük tehdit kimine göre irtica, bölücülük, terör ya da suç çeteleri olabilir. Ama asıl tehdit bunların yeşerdiği yoksulluk batağını meydana getiren yolsuzluktu.”
  
 

Aşağıdaki bölüm de kitabın arka kapağından alınmıştır:  

“Sonunda kararını verdi. Artık Silahlı Kuvvetlerde yapacak bir işi kalmamıştı. Dilekçesini verdi ve Korgeneral N. Ç.’nin makamına çıktı.  
Korgeneral ona ; “Sen kimsin? Şuna bak’” dedi.  
Sanki bir itmiş gibi hissetmesini istiyordu binbaşının. Girerken her asker gibi kendini takdim etmişti.   
O yüzden, “arz etmiştim” dedi.   
Korgeneral N.Ç. “ Sen neyine güveniyorsun, arkanda kim var? Ben asıl onu merak ediyorum, delikanlıysan söylersin” diye gürledi.  

Binbaşı gururlu bir şekilde “Mustafa Kemal!” dedi.  
  
“O kim?” dedi, General.  
  
“Atatürk” dedi, Binbaşı.  
Korgeneral N. Ç. Atatürk’ü duyunca bir an dondu kaldı. Terlemeye başladı.   
“Bak senin hazırladığın rapor elimde” dedi. Belli ki Yüksek Askeri Şura’ya bu rapor da gitmişti.  
  
Korgeneralin tek amacı vardı: Jandarma Genel Komutanlığına Kurmay Başkanı olmak.  
  
Korgeneral aşağılamaya başlayınca Binbaşı; 

“Ben Cumhuriyetin onurlu bir subayıyım sizinle görüşmem burada bitmiştir” dedi.  
  
“Seni mahkemeye vereceğim. Tazminat davası açacağım” diyordu Korgeneral.  
  
“Aç” dedi binbaşı ve odadan çıktı gitti.

Buradan ülkemizdeki aydınlara son kez bu sözlerle sesleniyorum. Mortgate yasasından daha iyi bir yasamız var ama siz Türk Milletini kandırıyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz. Yazıktır, günahtır, utanmalısınız…..

Saygılar… 
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 
< Önceki
İngilizce
Kayıp Parola?
Üye Olun
» Kongo'da tekne battı
» Soya sperm katili
» Paparazzi kafayı yedi
» Nihat Kahveci'den mesaj var
» El ele kol kola bakan
» Geleceğin kadın paşası
» Ronaldo zenci oldu!
» Tüzmen'den Rus güzel yanıtı
» Haftasonu Türkiye yanacak
» Açlıktan insanları yediler
» Polise roketatarlı saldırı
» İpekçi slip mayoyla yakalandı